

Lipödem yaşam boyu devam eden, beraberinde pek çok problemin eşlik edebildiği, bacaklarda ve bazen kollarda tedavi edilmezse ilerleyen simetrik genişlemelere yol açan bir yağ depolama hastalığıdır. Lipödem genellikle kadınlarda puberte (ergenlik dönemi), hamilelik, doğum sonrası, menapoz gibi hormonal değişimlerin olduğu dönemlerde görülmektedir. Cinsiyet hormonlarından dolayı kadınlarda daha fazla görülse de hipogonadizmli ve hiperöstrojenizmli erkeklerde de görülür. Kalça, uyluk, alt bacaklar ve bazen de kollarda görülen, yağ ve sıvı birikmesiyle anormal şişliklerin görüldüğü bir hastalıktır.
Lipödemin klinik bulgularında; şişlik, çukur bırakmayan ödem, ekimoz oluşumu (kanın cilt altına sızması), sıkılık, ağırlık, ağrı ve rahatsızlık hissi görülür. Yağ dağılımına göre 5 tipe ayrılmaktadır. Bazen birden fazla tip birlikte görülebilir.
Uzuvlardaki artmış hacim ve orantısızlık, hassasiyet ve sıkılık hissi hastaların yaşam kalitelerini bozmaktadır. Bu semptomlar özellikle sıcak havalarda, gün sonunda, uzun süreli ayakta durma ve oturma sonrasında artış gösterebilmektedir.
Kronik ve ilerleyici bir hastalık olan lipödemde 4 evre tanımlanmaktadır:
Lipödem günlük hayatta sıklıkla lenfödem ve obezite ile karıştırılmaktadır. Lenfödemin ayırıcı tanısında stemmer bulgusu gözlenir. Obezite ise lipödemden farklı olarak, ekstremitelere kadar gövdede de orantılı yağ birikimi gözlenir ve kolaylıkla gitmeyen kilo problemi vardır.
Lipödemde erken tanı ve tedavi büyük önem taşır. Aksi takdirde lipödem, kademeli olarak genişlemeye devam eder ve komorbiditelere neden olur. Şişliklerin cilt kıvrımları arasında bakteriyel ve mantar enfeksiyonları gelişebilir. Lenfödem eklendiği takdirde bu enfeksiyon odakları selülite, hatta sepsise yol açabilir.
Her ne kadar lipödemli kadınlarda hipertansiyon, diyabet, kardiyovasküler hastalık ve hiperlipidemi daha düşük oranlarda bildirilse de; tedavi edilmediğinde ve ilerlediğinde lipolenfödem gelişebilir. Bu durum, vücut kütlesi ve yükün artmasıyla birlikte hipertansiyon, diyabet, kalp yetmezliği, eklem sorunları, anksiyete, depresyon ve yeme bozuklukları gibi pek çok fiziksel, metabolik ve psikolojik soruna yol açabilir.
Tedavide ana yöntem, komplet dekonjestif terapi (KDT) ve cerrahi girişimlerdir. Özellikle flebolipödem ve lenfolipödem durumlarında KDT gereklidir ve fayda sağlar. Lenfödem ve yağ hücrelerinde büyüme arasındaki bağlantıya dayanarak, hastalığın ileri dönemlerinde lenfolipödeme dönüşmesi dikkate alındığında, komplet dekonjestif terapi ve pnömatik kompresyon pompalarının tedavide kullanılması şaşırtıcı değildir.
Cerrahi yaklaşımlar olarak liposakşın ve lazer yardımlı lipoliz ana yöntemlerdir. Lenfatik yapılara zarar vermemek için mikro-kanüllerle gerçekleştirilen liposakşın ve lazer-asiste liposakşın önerilmektedir. Cerrahi tedavilerin başarısı için sonrasında KDT uygulanması ve bası giysilerinin düzenli kullanımı önemlidir.
Kızılırmak Mah. Mevlana Bulvarı 1425. Cadde 1450. Sokak Ulusoy Plaza Kat:11 No:9/44 Çankaya/Ankara