WhatsApp
Bizi Arayın

Yüzeydeki Toplardamarlarda Pıhtı Oluşumu

Yüzeysel Tromboflebitler
Tromboflebit Nedir?
Toplardamarların içinde pıhtı birikimi ve enflamasyonla seyreden bir tablodur. Özellikle cilde yakın damarlarda bu durum, enflamasyon bulgularıyla birlikte ortaya çıkar ve tromboflebit olarak adlandırılır. En çok bacak ve kol damarlarında görülür. Çoğu zaman kendiliğinden iyileşebilir. Bu süreçte hastada ateş, ağrı, ilgili bölgede hassasiyet, şişlik, kızarıklık, etkilenen damar boyunca sertlik ve koyu kahverengi renk değişimi gözlenebilir.
Tedavi edilmemiş varis pakeleri, tromboflebitin en sık karşılaşılan nedenlerindendir. Büyük safen damarının etkilenmesi durumunda, pıhtı derin toplardamarlara yayılabilir ve derin ven trombozuna dönüşme riski taşır. Bu durum, varislerde erken tanının önemini bir kez daha vurgular. Tromboflebit, hastanın hayatını tehdit eden tablolara ilerleyebileceği gibi, yaşam kalitesini düşüren ve enfeksiyon eklendiğinde iş gücü kaybına yol açan bir sorundur.

Tromboflebitin Nedenleri
Toplardamar iç yüzeyine zarar veren travma, enfeksiyon veya damarın genişlemesi sonucu oluşan kan göllenmesi ve türbülanslı akım tromboflebite neden olabilir. En yaygın travma sebebi ise tedavi amaçlı toplardamarlara yapılan girişimlerdir. Damar yolu açılması, kateter kullanımı veya bazı damar içi ilaç uygulamaları, damar iç yüzeyine zarar vererek tromboflebiti tetikleyebilir.
Skleroterapi tedavisinin temelinde de damar iç astarına zarar vererek varisli damarı kurutmak yer alır. Ancak bu işlem kontrollü bir şekilde gerçekleştirilir ve pıhtı oluşumunu azaltıcı uygulamalarla daha güvenli hale getirilir.

Tedavi edilmemiş varisli bireylerde; uzun süre hareketsiz kalma, ameliyat için hastaneye yatış, hamilelik gibi durumlar tromboflebit riskini artırır. Ayrıca ailesel pıhtılaşma bozuklukları, doğum kontrol hapı kullanımı, hormon tedavileri ve obezite de bu riski artıran faktörlerdendir.
Bazı kanser türlerinde gezici tromboflebit adı verilen, farklı bölgelerde tekrarlayan pıhtılaşmalar görülebilir. Behçet hastalığı da tromboflebitin sık gözlendiği durumlardan biridir. Bu hastalarda ağız ve genital bölgede yaralar ile göz problemleri de tabloya eşlik edebilir.

Tromboflebit Tanısı Nasıl Konur?
Hastanın fizik muayenesi ve şikayetleri çoğunlukla tanı için yeterlidir. Ancak hastalığın yüzeyel mi yoksa derin venlere kadar ilerleyip ilerlemediğini görmek, damar yapısını ve yetmezliğin düzeyini belirlemek için doppler ultrasonografi önerilir. Bu tetkik aynı zamanda uygun tedavi planlamasını yapmak açısından da önemlidir.

Tromboflebit Tedavisi
Tedavide üç temel hedef vardır:
  1. Mevcut şikayetlerin ve hastalığın giderilmesi,
  2. Pıhtının derin damarlara geçmesini ve olası emboli riskini önlemek,
  3. Altta yatan toplardamar yetmezliği ya da varislerin tedavi edilmesi.
Flebitli bölgede genellikle ağrı, hassasiyet ve ısı artışı olur; bu belirtiler için anti-enflamatuar ilaçlar reçete edilir. Eğer enfeksiyon gelişmişse, vücut ısısında artış görülebilir ve antibiyotik kullanımı gerekebilir. Lokal ağrı kesici jeller de hastanın konforu için önerilebilir.

Hastalığın derin damarlara ilerlemesini ve pıhtı atımı riskini önlemek amacıyla kan sulandırıcı iğnelerle pıhtılaşma yetisi baskılanır. Aynı zamanda varis çorabı kullanımı da bu sürecin yönetiminde önemlidir.
Geniş varis pakelerinin tutulduğu durumlarda, hastanın şikayetleri daha yoğun olur. Bu gibi vakalarda, pıhtının çıkarılması hastayı büyük ölçüde rahatlatabilir ve iyileşmeyi hızlandırır. Bu işlem lokal anestezi ile yapılır, kesi ya da dikiş gerektirmez ve muayene odasında uygulanabilir.

Uygulamada, hasta bölge antiseptik solüsyon ile temizlenir. Ardından lokal anestezi yapılır. Flebitli damar, genişliğine göre iğne ucu ya da bistüri ile delinerek pıhtı sıvazlanarak çıkarılır. Gerekirse başka bir noktadan da giriş yapılabilir. İşlem sonrası bandaj yapılır ve hasta aynı gün günlük yaşamına dönebilir.

Tromboflebiti Önlemek İçin Ne Yapmalı?
Varisli hastalar mutlaka bir kalp-damar cerrahına başvurarak tedavi sürecine girmelidir. Tedavi edilmeyen varisler; derin ven trombozu, kronik venöz yetmezlik, varis yaraları ve varis kanamaları gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Varisli hastalar özellikle hareketsizlik, obezite, hamilelik ve ameliyat gibi durumlarda mutlaka varis çorabı kullanmalı; koruyucu egzersizleri ihmal etmemelidir. Yaz aylarında bol su tüketimi kanın yoğunlaşmasını önler ve pıhtılaşma eğilimini azaltır. Gerekli durumlarda düşük dozda kan sulandırıcılar da koruyucu olarak kullanılabilir.

İlerlemiş varislerde ilaç kullanımı, egzersiz, öneriler ve varis çorabı yalnızca zaman kazandıran önlemlerdir; gerçek bir tedavi sağlamazlar.